Varlik 01/2007
01/2007

SEMİH POROY
Cumhuriyet gazetesi karikatüristi.
Cartoonist at the daily Cumhuriyet
M. MAHZUN DOĞAN
Yeni Dünya Tasarımlarının Buluşturduğu İki Sanat: Karikatür ve Edebiyat
Doğan; çizim tekniğine dayanan karikatürün yazılı basınla birlikte ortaya çıktığını, karikatürle mizah yazını arasındaki karşılıklı etkileşimle gülmece alanında köklü değişimlerin gerçekleştiğini dile getiriyor.
1964 Uşak / Banaz doğumlu. İlkokulu Düzlüce Köyü'nde okuduktan sonra, ortaokul ve lise eğitimini parasız devlet yatılı olarak, Manisa - Demirci ve Malatya - Akçadağ öğretmen liselerinde tamamladı. Daha sonra, Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'na (Şimdiki adı İletişim Fakültesi) devam etti. 1987 yılında bu okuldan mezun oldu. 1988 yılında gazetecilik yaşamına başladı. Dünya Gazetesi'nde ekonomi, parlamento, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı muhabiri olarak çalıştı (1990 - 1996). Siyah Beyaz ve Günlük Haber gazetelerinin kültür ve sanat editörlüğünü yaptı (1996 - 1999).
Two forms of art brought together by New World designs: Caricature and Literature
Doğan states that caricature, which relies on drawing techniques, came into being with the written press and radical changes have taken place in satire as a result of the interaction between caricature and humorous writing.
Born in Banaz, Uşak in 1964. After graduating from the Düzlüce village primary school, he continued his secondary education as a boarding student at the teacher training high schools in Demirci, Manisa and Akçadağ, Malatya. Then he studied at the Ankara University School of Journalism and Media Studies (now called School of Communications). He graduated in 1987. In 1988 he started his career in journalism. From 1990 to 1996 he worked as a reporter for the Dünya newspaper covering issues concerning economics, the parliament, the PM's office, and the Presidency. From 1996 to 1999 he served as culture and arts editor for various dailies.
SEMİH POROY
Edebiyat ve Karikatür
Anlık bir durumu yansıtan karikatürle kısa öykü arasında benzerlik kuran Poroy; her iki disiplinin de yoğunluk ve tutumluluk gibi temel özelliklere dayandığını vurguluyor.
Literature and Caricature
Poroy, who draws similarities between the short story and caricature which reflects a momentary situation, stresses that both disciplines depend on essential characteristics such as intensity and conciseness.
ALTAY ÖKTEM
Karikatür, Mizah, Edebiyat İlişkisi: Eksik Cüs
Öktem, Türkiyede karikatürün seçkin bir uğraş olmaktan çıkıp halka karışmasının miladı olan Gırgır dergisiyle beraber hem mizah edebiyatında, hem de karikatürün edebiyatla buluşmasında başlayan yeni dönemi, 1980'lerin ortalarında yaşanan kırılmayı ve günümüze kadar işleyen süreci anlatıyor.
1964 yılında İstanbul'da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Eski Bir Çocuk, Sukuşu, Beni Yanlış Öptüler Aslında, Çamur Şiir ve Herşey: Oda Kırbaç Ayna adlı şiir kitaplarının ardından fanzinler, demolar ve fotokopi afişleri incelediği Şeytan Aletleri adlı kitabı yazdı. Bütün Kerimlerin hayatını Filler Çapraz Gider adıyla romanlaştırdı. Şubat 2002'de Kargart'ta açtığı fanzin sergisinin ardından Genel Kültürden Kenar Kültüre: 101 Fanzin adlı seçkiyi, Şehrin Kötü Çocukları adlı fanzin şiir antolojisini, Hayat Bazen Çentiklidir adlı kitabında topladığı denemeleri ve Aslında Saçları Siyahtı adlı öykü kitabını İthaki Yayınları'ndan çıkardı. Bu kitaplarının ardından Sokaklar Tekin Değil adlı şiir kitabı ve Tanrı Acıkınca adlı romanı yayınlandı. 2004 yılında, İçimde Bir Boşluk Var adlı deneme kitabını Sel Yayınları'ndan çıkardıktan sonra, 2005'te Yasakmeyve'den Parça Tesirli adlı şiir kitabını yayınladı. Halen düzenli olarak Yasakmeyve, Hayvan ve Penguen dergilerinde yazıyor.
The relationship of Caricature, Satire, and Literature: the missing component
Öktem writes about the new period in humoristic literature and in literature meeting caricature which started with the publication of Gırgır magazine, which ended the elitist nature of caricature and made it a popular pursuit in Turkey, the breakdown experienced in the mid 1980s, and the process continuing to the present.
Born in Istanbul in 1964. He graduated from the Kuleli Military School and Trakya University School of Medicine. After several books of poetry such as Eski Bir Çocuk, Sukuşu, Beni Yanlış Öptüler Aslında, Çamur Şiir ve Herşey: Oda Kırbaç Ayna, he wrote Şeytan Aletleri, a book in which he analyses demos, photocopy adverts, and fanzines. In his novel, Filler Çapraz Gider, he wrote about the lives of people all called Kerim. After the fanzine exhibition he held in Kargart in February 2002, he published Genel Kültürden Kenar Kültüre: an anthology of 101 fanzines, a fanzine anthology of poems called Şehrin Kötü Çocukları, Hayat Bazen Çentiklidir: a collection of essays and Aslında Saçları Siyahtı: a collection of short stories all from İthaki publishing house. After these books, a collection of poems and Tanrı Acıkınca, a novel, were published. In 2004 his collection of essays, İçimde Bir Boşluk Var, was published by Sel publishing followed by Parça Tesirli, a book of poems, published by Yasakmeyve. Presently he writes regulary for the magazienes Yasakmeyve, Hayvan,and Penguen.
İSMAİL MERT BAŞAT
Şiir Karikatür Kardeşliği
Anı, deneme, mizah, öykü gibi metinlerde ya da bir romanın akışı içindeki bir yerde karikatürün kurucu ögelerine rastlamanın olanaklı olduğunu belirten yazar; "ne var ki, tikel ögelerin varlığı üzerinden kurulacak ilişkilendirmeler karikatürü gülmece, hiciv-ironi, paradoks, absürd, şok yaratma, vb. ögelere indirgemek ya da karikatürü bu tür ögelerin toplamından ibaret saymak olur." diyor.
Siyasal etik, eleştiri yazını, edebiyat tarihi ve şiir üzerine denemeleri ile tanınan Başat'ın "Kendime, Sana Toprağa ve Gökboşluğa", "İtiraz Yazıları", "Geyik ve Yolcu", "Buyruk ve İtaat, Sanat ve İktidar" adlı kitapların yazarı.
The Brotherhood of Poetry and Caricature
The writer mentions that it is possible to come across the basic elements of caricature in texts like memoirs, essays, satire, short stories, or within the flow of a novel. Yet, he states that the relationships built on the particular elements would mean diminishing caricature to the level of elements like satire-irony, paradox, the absurd, creating a shock or seeing caricature as a combination of these factors.
Başat who is known for his essays on political ethics, criticism, history of literature, and poetry is the author of many books called Kendime, Sana Toprağa ve Gökboşluğa, İtiraz Yazıları, Geyik ve Yolcu, Buyruk ve İtaat, Sanat ve İktidar.
GÜLTEKİN EMRE
Şiirdeki Karikatür/Karikatürdeki Şiir
Karikatür ve şiir arasındaki yakınlığa değinen Emre, bu iki sanat disiplininin en ekonomik söylemi yakalamaya çalıştıklarını belirtiyor.
1951 yılında Konya'da doğdu. Akhisar Lisesi'ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu (1974). Çevirmenlik, Sol ve Onur Yayınları'nda düzeltmenlik yaptı, Milli Kütüphane'de çalıştı. 1980 yılından beri yurtdışında Berlin'de öğretmenlik, yayın yönetmenliği ile uğraşıyor.
Caricature in Poetry/Poetry in Caricature
Emre who touches upon the close proximity between caricature and poetry, states that these two forms of art try to capture the most economical means of expression.
Born in Konya in1951. He finished Akhisar high school. He graduated from Ankara University Department of Russian Language and Literature (1974). He worked as a translator and a proofreader for Sol and Onur publishers. He worked at the National Library. Since 1980 he has been teaching in Berlin and working as an editor.
HALİL ŞAHAN
Yazın ve Karikatür
(Akademisyen, deneme yazarı)
Yazın ve karikatürü yöntemde ayıran önemli unsurlardan birinin "akıldışı bağdaştırmalar" olduğunu belirten yazar; karikatürün bu konuda yazından daha özgür olduğunu, edebiyatın mantık denetiminden çıkmadan, şaka ve alay içinde olduğunu okuyucusuna duyumsatması gerektiğini anlatıyor.
Literature and Caricature
(Academic, essay writer)
The writer states that one of the factors that distinguishes literature and caricature in theory is irrational reconciliations and that in that respect caricature is freer than literature which has to make the reader feel that he is in a medium of joking and mockery while still being within the limits of logical control.
HASAN EFE
Edebiyat ve Karikatürde Anlamsal Boyutların İçleşmesi
"Kısa ve kabaca edebiyat bir yazma, karikatürse çizme sanatıdır." diyen yazar; yazma ya da çizme sonucu ortaya çıkan ürünlerin ortak özelliğinin iletişimsel olmaları olduğunu söylüyor. Edebiyatı ve karikatürü anlatmaya ve göstermeye bağlı iki tür olarak ayırarak, iletişimsel olmaları bağlamında ele alan Efe; tasarım ve çağrışım özellikleri üzerinde duruyor.
Hasan EFE, 1957 yılında doğdu. 1980 yılından beri karikatür çizmektedir. Karikatürleri F. Almanya, Fransa, İtalya, İsveç, Belçika, Hollanda, İrlanda, Rusya gibi ülkelerde yayınlanan çeşitli gazete, dergi ve karma sergilerde yer aldı. Şimdiye değin, üçü yurt dışında olmak üzere (Münih 2, Lefkoşa 1 ) 12 kişisel sergi açan sanatçının ulusal ve uluslararası 8 ödülü bulunmaktadır. Bir karikatür albümü ile iki kitabı var (Karikatür ve Eğitim, Mecaz,Söz Sanakları ve Karikatür) Karikatür ve Şiir adlı makalesi Hürriyet Gösteri'de (Ekim 2006, sayı 284) yayımlandı.
The Internalization of Semantic Dimensions in Literature and Caricature
Briefly and basically, literature is an art of writing while caricature is an art of drawing claims the writer. He says that the common characteristic of the end products of the writing and drawing acts is their being communicative. Efe who classifies literature as a narrative art and caricature as a visual one considers them to be communicative emphasizing their connotative and conceptual properties.
Hasan Efe was born in 1957. He has been drawing caricatures since 1980. His drawings have been published in various dailies and magazines as well as being shown in joint exhibitions in countries like Germany, France, Italy, Belgium, Sweden, Netherlands, Ireland, Russia... The artist who has held a total of twelve personal exhibits, three of which abroad (Munich and Nicosia ), is the recipient of eight national and international awards. He has an album of caricatures and two books (Karikatür ve Eğitim, Mecaz, Söz Sanatları ve Karikatür). His article "Karikatür ve Şiir" (Caricature and Poetry) was published in Gösteri (October 2006, issue 284).
MEHMET ZAMAN SAÇLIOĞLU
Nursel Duruel ile Söyleşi
Yeniden yayımlanan Yazılı Kaya ve Geyikler Annem Almanya kitapları üzerine yapılan söyleşide Nursel Duruel, öykülerinin yazım sürecinden bahsediyor ve "Edebiyat, gerek okur, gerek yazar olarak başka hayatları yaşama olanağı sağlar bize; rüya dinlemek de başkalarının rüyalarını görür gibi olma olanağını... " diyor.
(M. Zaman Saçlıoğlu; 1955 yılında doğdu. TED Ankara Koleji ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1977-81 Ege Üniversitesi'nde asistanlık, 1981'den sonra M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı. 1996'da profesör oldu. Belçika'da ve Avustralya'da kısa sürelerle konuk öğretim üyeliğinde bulundu. İlk şiir kitabı Günden Önce Yazko yayınlarından çıktı (1985). Yazko, Türk Dili, Düşün, Broy, Varlık, Türk Dili Dergisi, Gösteri, Milliyet Sanat, Atika, Yaşasın Edebiyat, Adam Öykü gibi dergilerde şiirleriyle ve öyküleriyle göründü. Yedi öyküden oluşan dosyasıyla 1993'te Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü, yayımlanmamış öykü dalında Vüs'at O Bener'le paylaştı. Bu öykülerin de içinde bulunduğu Yaz Evi adlı kitabıyla (1994) Sait Faik Hikaye Armağanı'na layık görüldü. İkinci öykü kitabı, Beş Ada adıyla yayımlandı (1997). Topaç adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü'nde 1. oldu (1998).)
(Nursel Duruel 1941'de Şarki Karaağaç'ta doğdu. İstanbul Kız Lisesi'ni, İÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nü bitirdi. 1965'te TRT'nin ilk prodüktör kadrosunda yer aldı; başta edebiyat-sanat olmak üzere çeşitli alanlarda radyo programları hazırladı. Reklam yazarlığı, televizyon yazarlığı, BRT Radyosu'nda müdür yardımcılığı yaptı. Şimdi dış yapımcı. İlk öyküsü 1979'da Türk Dili'nde yayımlanan Duruel, Geyikler Annem ve Almanya (1982) ile 1981 Akademi Kitabevi Öykü Ödülü'nü ve 1983 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, Yazılı Kaya'da yer alan (1992) "Burgaç" adlı öyküsüyle de 1990 Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü'nü aldı.)
Interview with Nursel Duruel
In the interview on Yazılı Kaya ve Geyikler Annem Almanya,her recently reprinted books, Nursel Duruel talks about the writing process of her short stories and says that literature provides both the readers and the writer the opportunity to live other lives; and to listen to dreams gives her the chance to experience the dreams of others...
M.Zaman Saçlıoğlu was born in 1955.He graduated from TED Ankara high school and the Higher School of Applied Arts. From 1977 to 1981 he taught as an assistant professor at Ege University After 1981 he taught as a lecturer at M.U.School of Fine Arts. In 1996 he became a professor. For short periods he taught in Belgium and Australia as a visiting professor. His first book of poems "Günden Önce" was published by Yazko publications (1985). His poems and short stories have been published in magazines such as Yazko, Türk Dili, Düşün, Broy, Varlık, Türk Dili Dergisi, Gösteri, Milliyet Sanat, Atika, Yaşasın Edebiyat, and Adam Öykü. With a dossier of seven stories, he shared with Vüs'at O Bener the 1993 Yunus Nadi Short Story Award for unpublished short stories. For Yaz Evi, a collection of short stories including the above mentioned, he was given the Sait Faik Short Story Award (1994). Beş Ada, his second book of short stories, was published in 1997. He won first prize in the Haldun Taner Short Story Award with his story Topaç (1998).
Nursel Duruel was born in 1941 in Şarki, Kızılağaç. She graduated from the Istanbul High School for Girls and from the Istanbul University School of Archeology. In 1965, she was a member of the first team of producers for TRT;producing mainly literature- art programs and various other programs for radio. She wrote for television and for commercials, and served as assistant director for BRT Radio. Duruel, whose first short story was published in the Türk Dili Magazine in 1979, received the 1981 Akademi Kitabevi Short Story Award and the 1983 Saait Faik Short Story Award for Geyikler Annem ve Almanya and she received the 1990 Yunus Nadi Award for Unpublished Stories for "Burgaç", a story which was published in Yazılı Kaya (1992).
NALAN BARBAROSOĞLU
Suyun İçinde, Su Olup Akarken "Kimim Ben?"
Öykücü, denemeci, editör. Eşik Cini adlı öykü dergisinin editörlüğünü de yapıyor.
Nursel Duruel'in -- Mart 1992'de yayımlanan -- Yazılı Kaya kitabındaki "Su" öyküsünün birey odağında incelendiği yazıda, kimlik sorunu ele alınıyor.
In water, flowing like water "Who am I?"
Short story writer, essayist, editor. Editor of Eşik Cini, a short story magazine.
The essay on "Su" (Water), a story in Yazılı Kaya by Nursel Duruel published in March 1992, discusses the problem of identity focusing on the individual.
MUSTAFA ŞERİF ONARAN
Boş Zamanlar ("Yeşilkaya Savcısı" İlhan Tarus)
Unutulmuş yazar İlhan Tarus'un Yeşilkaya Savcısı adlı eserinin içerdiği otobiyografik öğelere ve yazarlık mücadelesine değiniliyor.
Denemeci ve edebiyat tarihçisi, eleştirmen. 1927'de İzmir'de doğdu. Tıp fakültesini bitirdi. Cerrah olarak çalıştı. Edebiyatla da yakından ilgilendi. 1980 öncesi dönemde Türk Dil Kurumu'nda aktif görev aldı. Yayın ve Tanıtma Kolu Başkanlığı yaptı. Türk Dili Dergisi'nde sürekli yazıları yayınlandı. Edebiyatçılar Derneği Başkanlığı görevini üstlendi. İlk şiirleri 1940'lı yıllarda Fikirler, Varlık, Yücel ve Türk Dili Dergisi'nde yayınlandı.
Leisure Times: "Yeşilkaya Savcısı" İlhan Tarus
The writer touches upon the quest for being an author and the autobiographical elements in Yeşilkaya Savcısı by İlhan Tarus, a forgotten writer.
Onaran, a steady contributor to Varlık, is an essayist and literary critic, and literary historian. He graduated from Medical School and worked as a surgeon. He was greatly interested in literature. He actively worked for the Turkish Language Association during the period prior to 1980. He was the head of the publishing and publicity department. His articles were regularly published in the magazine Türk Dili Dergisi. He served as the president of the Turkish Literary Association. His first poems were published in the 1940s in magazines such as Fikirler, Varlık, Yücel and Türk Dili Dergisi.
FERİDUN ANDAÇ
Deneme Mektupları (Nobel'e Yolculuk)
Türkiye'den Nobel Edebiyat Ödülü Töreni'ni izlemek üzere İsviçre'ye giden ekip içerisinde olan Andaç, oradaki izlenimlerini Orhan Pamuk'un verdiği demeçleri, ödülün Türkiye'de ve dünyada nasıl karşılandığını değerlendiriyor.
Feridun Andaç, 27 Temmuz 1954'te Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte; yükseköğrenimini İstanbul'da, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yüksek lisans yaptı. Dünya Yayınları'ndaki yöneticilik görevine devam ediyor. Deneme yazıları ve öyküleri ila tanınıyor.
Essay Letters: A Journey to the Nobel Prize
Andaç, who was part of the Turkish team in Sweden covering the Nobel Prize Awards ceremony, evaluates his impressions, the statements Orhan Pamuk made, and the way the awards were heralded in Turkey and in the world.
Feridun Andaç was born in Erzurum, on July 27, 1954. He completed his primary and secondary education in that city and graduated from the School of Educational Studies at Marmara University, Istanbul. He completed his post-graduate studies at Istanbul University School of Literature. He continues to work as a managing editor for Dünya publishing. He is known for his essays and short stories.
ZEHRA İPŞİROĞLU
Almanya'da 'Kar' Neden Bu Kadar Sevildi?
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almasından bu yana edebi açıdan değil, siyasi açıdan ele alındığından dem vuran İpşiroğlu, ünlü romancının Kar adlı eserinin Almanya'da bu kadar heyecanla karşılanmasının nedenleri üzerinde düşünüyor ve Kar'da politik çatışmaların gündeme getirildiğini, bir polisiyeyi andıran gerilimli bir kurgu ile gerçeğin teatral bir biçimde iç içe geçirilerek sanal gerçeğin yaşamımızdaki öneminin vurgulandığını, din ve inanç gibi evrensel konuların işlendiğini, bir aşk öyküsü bağlamında dile gelen ve kar simgesiyle görselleştirilen romantizminin romanı zenginleştirdiğini anlatıyor.
Deneme yazarı. Eğitimci. Almanya'da Duisburg-Essen Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü'nde öğretim üyesi olan Zehra İpşiroğlu, 1975-91 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Almanca Bölümü'nde, doksanlı yıllarda aynı fakültede kendi kurduğu "Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü"nde çalışmalarını sürdürmüştür. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bünyesinde çalışmalar yapmıştır.
Why "Kar" is liked so much in Germany
İpşiroğlu, who claims that Orhan Pamuk, ever since he received the Nobel Prize,has been rated from a political perspective rather than a literary one, dwells upon the reasons why "Kar" has received such critical acclaim in Germany; and explains that in "Kar" political conflicts are on the agenda, a plot reminding that of a thriller and reality are intertwined stressing the importance of virtual reality in our lives, and universal themes like religion and faith are discussed. Moreover, she suggests romanticism that is visualized in the form of snow and that is expressed in the form of a love story enriches the novel.
Essayist and educationalist. Zehra İpşiroğlu who is a lecturer at the department of Turkish teaching in Duisburg-Essen University, Germany, worked at Istanbul University School of Literature Department of German Studies from 1975 to1991. In the 90s she taught at the department of Drama criticism and Dramaturgy she founded. She has also done research for Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği(a charity organization promoting modern living)
IAN McEWAN
İlham Aldım mı? Evet. Bir Başka Yazardan Kopya Çektim mi? Hayır
Kefaret adlı romanının yazılış aşamasında; "1935'te başlayan giriş bölümünü tamamladığımda, Dunkirk'in ardından 1940'tan kalma bir Londra hastanesinin yeniden inşası gelmek zorundaydı." diyen McEwan, bir yerde tıkandığını, "gerçeklere kesinkes bağlı kalmak için ağır bir zorunluluk" duyduğunu ve bu amaçla Lucilla Andrews'un tarihsel bir önem taşıyan Aşka Zaman Yok adlı romanından faydalandığını belirtiyor.
Have I been inspired? Yes. Have I plagiarized from another writer? No
"While writing Atonement, when I had completed the introduction beginning in 1935, Dunkirk had to be followed by a reconstruction of a 1940s London hospital. I was stuck" says McEwan. "I felt a strong responsibility to adhere to reality and that is why I got help from Lucilla Andrews' historically important novel "No Time for Romance".
Ian McEwan was born on 21 June 1948 in Aldershot, England. He studied at the University of Sussex, where he received a BA degree in English Literature in 1970. While completing his MA degree in English Literature at the University of East Anglia, he took a creative writing course taught by the novelists Malcolm Bradbury and Angus Wilson. McEwan's works have earned him worldwide critical acclaim. Among them are the Somerset Maugham Award in 1976 for his first collection of short stories First Love, Last Rites; Whitbread Novel Award (1987) and Prix Fémina Etranger (1993) for The Child in Time; and Germany's Shakespeare Prize in 1999. He has been shortlisted for the Booker Prize for Fiction three times, winning the award for Amsterdam in 1998. His novel Atonement received the WH Smith Literary Award (2002), National Book Critics' Circle Fiction Award (2003), Los Angeles Times Prize for Fiction (2003), and the Santiago Prize for the European Novel (2004). In 2006, he won the James Tait Black Memorial Prize for his novel Saturday
ROBERT MCCRUM
Dikkat: Okumak Üzere Olduğunuz Sözcükler Çalıntı Olabilir
Kopyalamak ile yeniden yorumlamak arasında fark olduğunu söyleyen McCrum, edebiyatın yedi ölümcül günahından intihali ele alırken özgünlüğün nasıl mümkün olabileceği üzerinde duruyor ve son romanı Kefaret ile intihal suçlamasına maruz kalan McEwan'ın eserini değerlendiriyor.
Warning: The words you are about to read may be plagiarized
McCrum states that there is a difference between copying and re-interpretation. While discussing plagiarism, one of the seven deadly sins, he focuses on how originality may be achieved and evaluates Atonement, McEwan's latest novel for which he has been accused of plagiarism. Robert McCrum is a literary editor of The Observer and former editor at Faber & Faber. He is a child of Michael William McCrum. He writes regular reviews and is also co-author of The Story of English (McCrum, Robert, William Cran, and Robert MacNeil. New York: Elisabeth Sifton, 1986) and P G. Wodehouse: A Life (McCrum, Robert, W. W. Norton & Company, 2004). In 1995 he suffered a massive stroke. The devastating experience and his recovery is chronicled in "My Year Off". He had only been married for two months and the book includes diary entries made by his new wife.
Kültür Gündemi: Edebiyatın Yedi Ölümcül Günahından Biri: İntihal
Kültür dünyamızda tartışılan ya da tartışılması gereken konular hakkında yazarlarımızın düşüncelerini okurlarımızla paylaşmayı amaçladığımız 'Kültür Gündemi' dosyamızın bu ayki konusu ise "Edebiyatın Yedi Ölümcül Günahından Biri: İntihal". Edebiyatta orjinallik fikri ve intihal üzerine yönelttiğimiz sorulara yanıt aranıyor.
Ian McEwan'ın Türkçede de yayımlanan Kefaret adlı romanı (Can Yayınları), Joe Wrigth'ın yönetmenliğinde başrolünde Keira Knightley'nin oynadığı bir filme çekiliyor bugünlerde. Bu durumun kitaba yönelik ilgiyi artırması umuluyordu ancak beklenmedik şekilde bir intihal tartışması merkeze oturdu. İddialar, McEwan'ın Lucilla Andrews'un İkinci Dünya Savaşı günlerini anlattığı No Time For Romance adlı anı kitabından kimi bölümleri olduğu gibi kitabına aldığı yönündeydi. Bu iddiaların ardından başlayan tartışmalar üzerine McEwan bir açıklama yaptı. Tabii bu durum, tarihte ve günümüzde bir edebiyat eserinde intihal ne demektir, romantiklerden önce ve sonra orijinallik fikri nasıl bir seyir izlemiştir gibi soruları gündeme getirdi. Bu sorular, ister istemez edebiyatta pastişten parodiye, esinlenmekten aşırmaya, yağmalamaktan atıfta bulunmaya kadar pek çok olguyla örtüşüyor. Zaman zaman ülkemizde de gündeme gelen bu konu, edebiyatın doğası ve edebiyatçının duruşu ile ilgili kimi tartışmalara neden olmuştu. "Kültür Gündemi" sayfalarında bir kez daha yazarlarımızın görüşlerine başvurmak istedik. İntihal edebiyatın yedi ölümcül günahından biri midir? Edebiyatta "orijinallik" sizce ne anlama gelir? Bir yazara yönelik intihal suçlamaları olduğunda ne düşünürsünüz, cevap vermesini bekler misiniz?
Cultural Agenda: One of the 7 Deadly Sins in literature; plagiarism
In this dossier, where we aim to share with our readers the opinions of our writers on current literary issues, this month's topic is "One of the seven deadly sins of literature: Plagiarism". We are trying to find answers to questions on the concept of originality in literature, and plagiarism.
Ian McEwan's Atonement, also published in Turkey, is being made into a film directed by Joe Wright and starring Sienna Miller. It was expected that this would increase the interest in the book, but unexpectedly it triggered a discussion on plagiarism. Claims were made that McEwan had directly taken some parts of No Time for Romance, a book of memoirs from a military hospital during the Second World War by Lucilla Andrews, and incorporated them into his own. McEwan made a statement. This situation puts questions like "what is/was plagiarism in literature today and in the past? What kind of path has the idea of originality taken before and after the romantics?" on the agenda. No doubt, in literature, these questions overlap with many facts from pastiche to parody, from inspiration to plagiarism, and from plundering to attribution. This subject, which from time to time has been on the agenda in our country as well, has caused debates on the nature of literature and the position of literary figures. We once again wanted to consult the views of our writers for "Cultural Agenda".
Is plagiarism one of the seven deadly sins in literature? In your opinion what does "originality" in literature mean?
What do you think when a writer is accused of plagiarism? Do you expect him to answer?
CELAL ÜSTER
Bence "intihal"în çok fazla tartışılacak bir yanı yok. "İntihal", adı üstünde aşırma, çalıntı demektir; intihal yapan kişi, yani "müntehil" de düpedüz hırsızdır.
In my view, "plagiarism" is not something that can be subject to debate. By definition, "plagiarizm" means stealing, theft; and the plagiarist is an outright thief.
DİLEK DOLTAŞ
Bence günümüzde intihal suçlaması, tekrarlandığında değişmediği öne sürülen bilimsel ve teknolojik konular için geçerli olabilir, o durumlarda şiddetle kınanmalıdır.
Today the accusation of plagiarism can only be valid for scientific and technical texts which, when replicated, do not undergo an alteration (as different from literay texts), and should be severely reprimanded in those cases.
İBRAHİM YILDIRIM
Konuya metinlerarası ilişkiler açısından bakıldığında, intihal, bir anlamda hoşgörü sınırları içine çekiliyor.
If you look at the subject from the angle of intertextual relations, plagiarism in some a sense remains within the limits of tolerance.
KAAN ARSLANOĞLU
Bir esere açık veya gizli gönderme yapabilirsiniz, onunla dalga geçebilir veya onun bazı bölümlerini az veya çok aleni biçimde yeni yorum için kullanabilirsiniz. Ne ki fark edilmeyeceğini zannederek bazı bilgi, cümle, anlatım bölümleri kendi yaratısıymış gibi aktarmak açıkça hırsızlıktır.
You may overtly or covertly refer to a literary work, make a parody of it, or use some parts of it more or less openly for a new interpretation. However, the quotation of certain information, sentences, and parts of a narration as if they were one's own creation is outright theft.
MEHMET EROĞLU
Hem Picasso'nun, hem de Shakespeare'in eserleri esinlendiklerinden daha ustacadır. Bir müzik parçasından bir tema alarak onun üzerinde çeşitlemeler yapmak da orjinallik sayılmıyor mu? İntihal için ölçü, alıntının, esinlenme boyutunda kalması olmalı. Aktarmaları savunmak mümkün değil. Müzikte bir kriter var sanırım, sekiz ölçü. Benzerlik bunu geçerse aşırma sayılıyor.
In music, there should be a criterium like eight measures, I think. If the similarity (between two works of music) exceeds this limit, it is considered plagiarism.
OSMAN AKINHAY
'Aşırmanın cinliği' daima 'sahip olmanın mağruriyeti'nden daha cazip gelmiştir her çağın hinlerine.
To the scoundrels of all ages, "the cunning of theft" has always been more appealing than the "pride of possession".
YILDIZ ECEVİT
İntihalle kardeş olan 'taklit' sözcüğünün, antikçağdan başlamak üzere birçok kuramın odağında yer alıyor olması sanatsal yaratının özgül koşullarıyla ilintilidir.
The fact that the word "copy", which is the sister of the word "plagiarism", has been in the center of many theories since Antiquity, has to do with the specific conditions of artistic creation.
ZEKİ COŞKUN
Haliyle edebiyat pratiğinin kendisi artık aşırı esinlenmeci, aşırmacı, intihalcidir. Bir metnin alınıp bir başka ürüne dönüştürülmesi, deyim yerindeyse eşyanın tabiatı gereğidir.
The practice of lietrature itself is now exceedingly inspired, prone to theft and plagiarist. Taking a text and transforming it into another work is all in accordance with the nature of things, if one may use this expression.
SELİM İLERİ
Öyküler, Ödüller...
Birçok edebiyat ödülünün jürisinde yer alan İleri, Dünya Kitap dergisinin ödülleri dışındaki seçiciliklerinden hangi gerekçeyle ayrıldığını anlatıyor. Bir ödülün jürisinde bulunan kimselerin yerine getirmekle yükümlü oldukları sorumluluklarının yanı sıra, meseleye nasıl bir ahlakla bakılması gerektiğini değerlendiriyor.
Atatürk Erkek Lisesi'ni bitiren (1968) Selim İleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenimini yarım bıraktı. "Dünya" gazetesinin sanat sayfasını (1979) ve "Argos" dergisini yönetti. Çok sayıda dergi ve gazetede eleştiri ve inceleme yazıları ile öyküleri yayımlandı. On dokuz yaşındayken yayımlanan "Cumartesi Yalnızlığı" adlı ilk öykü kitabında tutturduğu edebî düzeyle dikkatleri üzerine çekti.
Short Stories and Awards...
İleri, who has sat in many juries for literature awards, explains why he declines to take place in juries except the one for Dünya Kitap magazine awards. He contemplates upon the responsibilities of the members of a jury and the ethics involved.
Selim İleri graduated from the Istanbul High School for Boys (1968). He dropped out of the Istanbul University Law School. He headed the art page of "Dünya" newspaper (1979) and the magazine "Argos". His many essays, criticisms, and short stories appeared in numerous dailies and magazines. He first came to attention with the literary quality of "Cumartesi Yalnızlığı", his first collection of short stories which he published when he was nineteen.
ASLI UÇAR
"Zaniyeler"de Doğalcılık ve Ahlak
(Genç denemecilerimizden.)
Selahaddin Enis'in, ilk baskısı 1924 yılında yapılan unutulmuş romanı Zaniyeler'deki Zola ve doğalcılık akımının etkilerinin irdelendiği yazıda, tüm bu etkilenmelerine rağmen yine de bu romanın doğalcı romanlar arasında anılamayacağını ileri sürüyor Uçar.
Naturalism and ethics in" Zaniyeler"
(Essayist)
In the essay which discusses the effects of Zola and naturalism on "Zaniyeler", Selahaddin Enis' long forgotten novel first published in 1924, Uçar claims that despite all the effects, this book cannot be classified as a naturalist novel.
YÜCEL KAYIRAN
Felsefi Şiirin Tarihsel Düzlemi
Felsefi şiirin poetikası ve tarihsel düzleminin belirlenmeye çalışıldığı yazıda, bir problemin ortaya çıkış noktasının felsefi şiirin de başlangıç noktası olduğu dile getiriliyor.
(Yucel Kayıran'ın ilk şiiri 1984'te Yaba Öykü dergisinde çıktı. Bunu Oluşum, Yarın, Morköpük ve Sanat Rehberi dergileri izledi. Ancak 1987'de Doğu'ya gitti. Altı yıl Kilis, Afşin, Arapgir ve Malatya'da yaşadı. 1990'lı yıllarla birlikte eleştiri ve poetika yazılarıyla dikkati çekti. Şiir ve düzyazılarını Sombahar, Ludingirra, Hürriyet Gösteri, Defter, Varlık, Adam Sanat, Virgül, Cumhuriyet Kitap, Güldiken, Kitap-lık, Milliyet Sanat ve Yasakmeyve gibi dergilerde yayımladı.)
The historical level of philosophical poetry
In the article which tries to determine the poetics of philosophical poetry and its historical level, it is stated that the point at which a problem arises is also the starting point of philosophical poetry.
Kayıran's first poem was published in 1984 in the magazine Yaba Öykü followed by magazines such as Oluşum, Yarın, Morköpük, Sanat Rehberi. In 1987 he moved to Eastern Arantolia and for six years he lived in Kilis, Afşin, Arapgir, and Malatya. In the 1990s he attracted attention with his critical and poetic essays. His poetry and prose have been published in magazines like Sonbahar, Ludingirra, Hürriyet Gösteri, Defter, Varlık, Adam Sanat, Virgül, Cumhuriyet Kitap, Güldiken, Kitap-lık, Milliyet Sanat, Yasakmeyve.
ERDOĞAN ALKAN
Üç Telli'nin Ustası Âşık Nesimî Çimen
"Halk ozanı şairdir, daha çok kendi şiirlerini çalar söyler. Âşık bir tür ulaktır, ozanların dizelerini aktarır, duyurur." diyen Alkan; Nesimî'den kalan az sayıda şiiri ve onun çalgıcılığını değerlendiriyor.
The master of "Üç Telli" (Three- stringed instrument): Aşık Nesimi Çimen
"A bard is a poet. He mainly plays and sings his own lyrics. A bard is a kind of messenger, he voices the words of poets" says Alkan, who discusses the scarce number of poems by Nesimi and his musicianship.
He graduated from the School of Political Sciences (1960). He worked as a government employee; for Turkish Radio and Television (TRT ) Ankara Television as a producer and director. He worked for Haber, the supplement of the daily Günaydın, as a writer on political and economic matters. He taught as a lecturer at Istanbul University. He won the TRT Award for Accomplshment in Scientific Research (1970), the Yazko Grand Prize for Translation (1982), and the TRT Scenario Award for Serialized Film (1989)
MEHMET RİFAT
Eleştiri Tarihinden
Deneme yazarı, çevirmen. Göstergebilim, toplumbilim ve dilbilim konularında yayımladığı yazılarıyla ve hazırladığı derlemeler ile tanınıyor.
Bu sayıda Mehmet Rifat; imagoloji ya da imgebilim başlığı altında toplanan çalışmalar hakkında tanıtıcı bir yazı kaleme alan Necdet Kuran-Burçoğlu'na yer veriyor. Kuran-Burçoğlu, küreselleşen dünyada insanların birbirlerini tanımalarının öneminin arttığını, bunun ise ancak insanların birbirleri hakkında oluşturdukları imgelerin doğası hakkında bilgi sahibi olunarak sağlanabileceğini vurguluyor.
From the history of Criticism]
Essayist and translator. Has published articles on semiology, sociology and linguistics as well as anthologies.
In this issue Mehmet Rifat talks about Nedret Kuran-Burçoğlu who has written an introductory article on studies in imagology. Kuran claims that in a global world it has become increasingly important for people to know each other and this can only be possible by having information about the nature of the images they have formed about each other.
HALÛK SUNAT
Yaratıcı Bir Yazar: Manuel Puig
"Boşluğa Açılan Kapı", "Birey Sorunsalı Psikanaliz ve Eleştirel Bir Bakışla Marksizm" adlı kitaplarıyla tanınan psikiyatrist yazar.
1979 yılında, Camilo Cela ve Juan Rulfo'nun da olduğu Kolombiya-Medelin'de yapılan İspanyol-Amerikan Yazarlar Kongresi sırasında Manuel Puig ile yapılan bir söyleşinin bazı bölümlerini alıntılayan Sunat; Puig'in sözlerini yaratıcı yazarlık, yazarın ereği gibi eksenler bağlamında yorumluyor.
A creative writer: Manuel Puig
The psychiatrist/writer known for "The Door to Emptiness", "Psychoanalysis as the problematic of the inaividual and a critical approach to Marxism"
Sunat, who quotes extracts from an interview held in 1979 during the Spanish-American Conference of Writers in which Camilio Cela and Juan Rulfo also took part, interprets Puig's words from the perspective of the author's purpose and creative authorship.
MUSTAFA ZİYALAN
Ne Ağlayan Olacak, Ne de Dinleyen
1959 doğumlu, Amerika'da yaşayan Türk şair.
Sinemadan, müzik videolarından, çizgi filmlerden ve belgesellerden aldığı örnekler üzerinden yaptığı eleştiri ile Ziyalan; okuru pornografi, savaş, politika konularında düşündürüyor.
No one to cry, no one to listen
Born in 1959. A Turkish poet who lives in the US
With criticism he bases on examples taken from the cinema, music videos, cartoons, and documentaries, Ziyalan makes the reader think about such issues as pornography, war, and politics.
ENVER ERCAN
Yeni İmzalar
Sizlerden gelen ürünleri katı bir tutumla değerlendirmediğime emin olabilirsiniz. Amacım, gelişme gösterebileceğine inandığım arkadaşlara destek olmaya çalışmak. Yanılamaz mıyım? Tabii ki. Bana ürünlerinizi gönderdiğinize göre, bu olasılığı da hesaba katıyorsunuzdur zaten. Ayrıca şiir ve öykülerinizi yayımlamamam her şeyin sonu değil; başka dergiler de var!
New Names
You can be sure that I don't assess the works that come from you harshly. My aim is to be able to encourage those friends whom I believe can improve. Can I not err? Sure I can. Since you send me your work, you must be taking that into consideration. My not publishing your poems or short stories is not the end of the world. There are other magazines as well.
(Enver Ercan, editor in chief of Varlık, evaluates the stories and poems of aspiring, young writers and poets who have not yet had any literary success and whose works haven't been published.)
KRİMONOLOG DR. KEMAL ŞAHİNGÖZL
Edebiyat Komiseri
Yazarların imza günlerinde yaşananların ironik bir şekilde ele alındığı bir yazı.
Literary detective-Humor column
The Literary Detective signs off as the standing humor columnist of Varlık
ŞİİR
Poetry
ROBERT FROST Şiirler
FERGUN ÖZELLİ Ben Bilmem, Rüzgâr Bilir
NECMİ ZEKÂ Mesela
CEM UZUNGÜNEŞ Refleks
ONUR CAYMAZ Akşamın, Çocuklar...
YAVUZ TÜRK Düşük
ÖYKÜ
Short story
ERENDİZ ATASÜ Kapıcı Zebercet'in Önlenemeyen Yükselişi
HANDE ÖĞÜT Dantelacı Kız
YENİ İMZALAR
New Names -- selection from among works sent in by new writers and poets
ŞİİR
Poetry
AHMET UZUNÇINAR Apotropaic
AYBEK GÖREY Akşam Nobransa
MESUT OCAK Sensizben
ÖYKÜ
Short story
YEŞİM S. ÖZ İsimsiz Kokular
AHMET TERZİOĞLU İnce Belli Çay Bardağı
Ocak 2007 -- Kitap Eki
Book review supplement
Gökdelen ATİLLA BİRKİYE
Köpek ve Şairi SADIK YALSIZUÇANLAR
Kemal Özer ile Söyleşi KADİR İNCESU
Adlandırılmayan Yoktur ERKAN TUNCAY
Beni Almaya Gelme Anne SENNUR SEZER
Mahire Abla COŞKUN ONGUN
Zehirli Rüya ŞEREF BİLSEL
Şair Sözü NURDURAN DUMAN
Barış Müstecaplıoğlu ile Söyleşi GÜLCE BAŞER
Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi HÜSEYİN ATABAŞ
Elvan Çubukçu ile Söyleşi MELİKE AYDIN
Kartal Yuvası HÜLYA SOYŞEKERCİ
Tozlu Raf DENİZ DURUKAN
Şiir Taşı MUSTAFA KÖZ
Yeryüzü Kitaplığı GÜLCE BAŞER
Yeni Yayınlar Reyhan Koçyiğit [New Publications]
Cumhuriyet gazetesi karikatüristi.
Cartoonist at the daily Cumhuriyet
M. MAHZUN DOĞAN
Yeni Dünya Tasarımlarının Buluşturduğu İki Sanat: Karikatür ve Edebiyat
Doğan; çizim tekniğine dayanan karikatürün yazılı basınla birlikte ortaya çıktığını, karikatürle mizah yazını arasındaki karşılıklı etkileşimle gülmece alanında köklü değişimlerin gerçekleştiğini dile getiriyor.
1964 Uşak / Banaz doğumlu. İlkokulu Düzlüce Köyü'nde okuduktan sonra, ortaokul ve lise eğitimini parasız devlet yatılı olarak, Manisa - Demirci ve Malatya - Akçadağ öğretmen liselerinde tamamladı. Daha sonra, Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'na (Şimdiki adı İletişim Fakültesi) devam etti. 1987 yılında bu okuldan mezun oldu. 1988 yılında gazetecilik yaşamına başladı. Dünya Gazetesi'nde ekonomi, parlamento, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı muhabiri olarak çalıştı (1990 - 1996). Siyah Beyaz ve Günlük Haber gazetelerinin kültür ve sanat editörlüğünü yaptı (1996 - 1999).
Two forms of art brought together by New World designs: Caricature and Literature
Doğan states that caricature, which relies on drawing techniques, came into being with the written press and radical changes have taken place in satire as a result of the interaction between caricature and humorous writing.
Born in Banaz, Uşak in 1964. After graduating from the Düzlüce village primary school, he continued his secondary education as a boarding student at the teacher training high schools in Demirci, Manisa and Akçadağ, Malatya. Then he studied at the Ankara University School of Journalism and Media Studies (now called School of Communications). He graduated in 1987. In 1988 he started his career in journalism. From 1990 to 1996 he worked as a reporter for the Dünya newspaper covering issues concerning economics, the parliament, the PM's office, and the Presidency. From 1996 to 1999 he served as culture and arts editor for various dailies.
SEMİH POROY
Edebiyat ve Karikatür
Anlık bir durumu yansıtan karikatürle kısa öykü arasında benzerlik kuran Poroy; her iki disiplinin de yoğunluk ve tutumluluk gibi temel özelliklere dayandığını vurguluyor.
Literature and Caricature
Poroy, who draws similarities between the short story and caricature which reflects a momentary situation, stresses that both disciplines depend on essential characteristics such as intensity and conciseness.
ALTAY ÖKTEM
Karikatür, Mizah, Edebiyat İlişkisi: Eksik Cüs
Öktem, Türkiyede karikatürün seçkin bir uğraş olmaktan çıkıp halka karışmasının miladı olan Gırgır dergisiyle beraber hem mizah edebiyatında, hem de karikatürün edebiyatla buluşmasında başlayan yeni dönemi, 1980'lerin ortalarında yaşanan kırılmayı ve günümüze kadar işleyen süreci anlatıyor.
1964 yılında İstanbul'da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Eski Bir Çocuk, Sukuşu, Beni Yanlış Öptüler Aslında, Çamur Şiir ve Herşey: Oda Kırbaç Ayna adlı şiir kitaplarının ardından fanzinler, demolar ve fotokopi afişleri incelediği Şeytan Aletleri adlı kitabı yazdı. Bütün Kerimlerin hayatını Filler Çapraz Gider adıyla romanlaştırdı. Şubat 2002'de Kargart'ta açtığı fanzin sergisinin ardından Genel Kültürden Kenar Kültüre: 101 Fanzin adlı seçkiyi, Şehrin Kötü Çocukları adlı fanzin şiir antolojisini, Hayat Bazen Çentiklidir adlı kitabında topladığı denemeleri ve Aslında Saçları Siyahtı adlı öykü kitabını İthaki Yayınları'ndan çıkardı. Bu kitaplarının ardından Sokaklar Tekin Değil adlı şiir kitabı ve Tanrı Acıkınca adlı romanı yayınlandı. 2004 yılında, İçimde Bir Boşluk Var adlı deneme kitabını Sel Yayınları'ndan çıkardıktan sonra, 2005'te Yasakmeyve'den Parça Tesirli adlı şiir kitabını yayınladı. Halen düzenli olarak Yasakmeyve, Hayvan ve Penguen dergilerinde yazıyor.
The relationship of Caricature, Satire, and Literature: the missing component
Öktem writes about the new period in humoristic literature and in literature meeting caricature which started with the publication of Gırgır magazine, which ended the elitist nature of caricature and made it a popular pursuit in Turkey, the breakdown experienced in the mid 1980s, and the process continuing to the present.
Born in Istanbul in 1964. He graduated from the Kuleli Military School and Trakya University School of Medicine. After several books of poetry such as Eski Bir Çocuk, Sukuşu, Beni Yanlış Öptüler Aslında, Çamur Şiir ve Herşey: Oda Kırbaç Ayna, he wrote Şeytan Aletleri, a book in which he analyses demos, photocopy adverts, and fanzines. In his novel, Filler Çapraz Gider, he wrote about the lives of people all called Kerim. After the fanzine exhibition he held in Kargart in February 2002, he published Genel Kültürden Kenar Kültüre: an anthology of 101 fanzines, a fanzine anthology of poems called Şehrin Kötü Çocukları, Hayat Bazen Çentiklidir: a collection of essays and Aslında Saçları Siyahtı: a collection of short stories all from İthaki publishing house. After these books, a collection of poems and Tanrı Acıkınca, a novel, were published. In 2004 his collection of essays, İçimde Bir Boşluk Var, was published by Sel publishing followed by Parça Tesirli, a book of poems, published by Yasakmeyve. Presently he writes regulary for the magazienes Yasakmeyve, Hayvan,and Penguen.
İSMAİL MERT BAŞAT
Şiir Karikatür Kardeşliği
Anı, deneme, mizah, öykü gibi metinlerde ya da bir romanın akışı içindeki bir yerde karikatürün kurucu ögelerine rastlamanın olanaklı olduğunu belirten yazar; "ne var ki, tikel ögelerin varlığı üzerinden kurulacak ilişkilendirmeler karikatürü gülmece, hiciv-ironi, paradoks, absürd, şok yaratma, vb. ögelere indirgemek ya da karikatürü bu tür ögelerin toplamından ibaret saymak olur." diyor.
Siyasal etik, eleştiri yazını, edebiyat tarihi ve şiir üzerine denemeleri ile tanınan Başat'ın "Kendime, Sana Toprağa ve Gökboşluğa", "İtiraz Yazıları", "Geyik ve Yolcu", "Buyruk ve İtaat, Sanat ve İktidar" adlı kitapların yazarı.
The Brotherhood of Poetry and Caricature
The writer mentions that it is possible to come across the basic elements of caricature in texts like memoirs, essays, satire, short stories, or within the flow of a novel. Yet, he states that the relationships built on the particular elements would mean diminishing caricature to the level of elements like satire-irony, paradox, the absurd, creating a shock or seeing caricature as a combination of these factors.
Başat who is known for his essays on political ethics, criticism, history of literature, and poetry is the author of many books called Kendime, Sana Toprağa ve Gökboşluğa, İtiraz Yazıları, Geyik ve Yolcu, Buyruk ve İtaat, Sanat ve İktidar.
GÜLTEKİN EMRE
Şiirdeki Karikatür/Karikatürdeki Şiir
Karikatür ve şiir arasındaki yakınlığa değinen Emre, bu iki sanat disiplininin en ekonomik söylemi yakalamaya çalıştıklarını belirtiyor.
1951 yılında Konya'da doğdu. Akhisar Lisesi'ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu (1974). Çevirmenlik, Sol ve Onur Yayınları'nda düzeltmenlik yaptı, Milli Kütüphane'de çalıştı. 1980 yılından beri yurtdışında Berlin'de öğretmenlik, yayın yönetmenliği ile uğraşıyor.
Caricature in Poetry/Poetry in Caricature
Emre who touches upon the close proximity between caricature and poetry, states that these two forms of art try to capture the most economical means of expression.
Born in Konya in1951. He finished Akhisar high school. He graduated from Ankara University Department of Russian Language and Literature (1974). He worked as a translator and a proofreader for Sol and Onur publishers. He worked at the National Library. Since 1980 he has been teaching in Berlin and working as an editor.
HALİL ŞAHAN
Yazın ve Karikatür
(Akademisyen, deneme yazarı)
Yazın ve karikatürü yöntemde ayıran önemli unsurlardan birinin "akıldışı bağdaştırmalar" olduğunu belirten yazar; karikatürün bu konuda yazından daha özgür olduğunu, edebiyatın mantık denetiminden çıkmadan, şaka ve alay içinde olduğunu okuyucusuna duyumsatması gerektiğini anlatıyor.
Literature and Caricature
(Academic, essay writer)
The writer states that one of the factors that distinguishes literature and caricature in theory is irrational reconciliations and that in that respect caricature is freer than literature which has to make the reader feel that he is in a medium of joking and mockery while still being within the limits of logical control.
HASAN EFE
Edebiyat ve Karikatürde Anlamsal Boyutların İçleşmesi
"Kısa ve kabaca edebiyat bir yazma, karikatürse çizme sanatıdır." diyen yazar; yazma ya da çizme sonucu ortaya çıkan ürünlerin ortak özelliğinin iletişimsel olmaları olduğunu söylüyor. Edebiyatı ve karikatürü anlatmaya ve göstermeye bağlı iki tür olarak ayırarak, iletişimsel olmaları bağlamında ele alan Efe; tasarım ve çağrışım özellikleri üzerinde duruyor.
Hasan EFE, 1957 yılında doğdu. 1980 yılından beri karikatür çizmektedir. Karikatürleri F. Almanya, Fransa, İtalya, İsveç, Belçika, Hollanda, İrlanda, Rusya gibi ülkelerde yayınlanan çeşitli gazete, dergi ve karma sergilerde yer aldı. Şimdiye değin, üçü yurt dışında olmak üzere (Münih 2, Lefkoşa 1 ) 12 kişisel sergi açan sanatçının ulusal ve uluslararası 8 ödülü bulunmaktadır. Bir karikatür albümü ile iki kitabı var (Karikatür ve Eğitim, Mecaz,Söz Sanakları ve Karikatür) Karikatür ve Şiir adlı makalesi Hürriyet Gösteri'de (Ekim 2006, sayı 284) yayımlandı.
The Internalization of Semantic Dimensions in Literature and Caricature
Briefly and basically, literature is an art of writing while caricature is an art of drawing claims the writer. He says that the common characteristic of the end products of the writing and drawing acts is their being communicative. Efe who classifies literature as a narrative art and caricature as a visual one considers them to be communicative emphasizing their connotative and conceptual properties.
Hasan Efe was born in 1957. He has been drawing caricatures since 1980. His drawings have been published in various dailies and magazines as well as being shown in joint exhibitions in countries like Germany, France, Italy, Belgium, Sweden, Netherlands, Ireland, Russia... The artist who has held a total of twelve personal exhibits, three of which abroad (Munich and Nicosia ), is the recipient of eight national and international awards. He has an album of caricatures and two books (Karikatür ve Eğitim, Mecaz, Söz Sanatları ve Karikatür). His article "Karikatür ve Şiir" (Caricature and Poetry) was published in Gösteri (October 2006, issue 284).
MEHMET ZAMAN SAÇLIOĞLU
Nursel Duruel ile Söyleşi
Yeniden yayımlanan Yazılı Kaya ve Geyikler Annem Almanya kitapları üzerine yapılan söyleşide Nursel Duruel, öykülerinin yazım sürecinden bahsediyor ve "Edebiyat, gerek okur, gerek yazar olarak başka hayatları yaşama olanağı sağlar bize; rüya dinlemek de başkalarının rüyalarını görür gibi olma olanağını... " diyor.
(M. Zaman Saçlıoğlu; 1955 yılında doğdu. TED Ankara Koleji ve Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1977-81 Ege Üniversitesi'nde asistanlık, 1981'den sonra M.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı. 1996'da profesör oldu. Belçika'da ve Avustralya'da kısa sürelerle konuk öğretim üyeliğinde bulundu. İlk şiir kitabı Günden Önce Yazko yayınlarından çıktı (1985). Yazko, Türk Dili, Düşün, Broy, Varlık, Türk Dili Dergisi, Gösteri, Milliyet Sanat, Atika, Yaşasın Edebiyat, Adam Öykü gibi dergilerde şiirleriyle ve öyküleriyle göründü. Yedi öyküden oluşan dosyasıyla 1993'te Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü, yayımlanmamış öykü dalında Vüs'at O Bener'le paylaştı. Bu öykülerin de içinde bulunduğu Yaz Evi adlı kitabıyla (1994) Sait Faik Hikaye Armağanı'na layık görüldü. İkinci öykü kitabı, Beş Ada adıyla yayımlandı (1997). Topaç adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü'nde 1. oldu (1998).)
(Nursel Duruel 1941'de Şarki Karaağaç'ta doğdu. İstanbul Kız Lisesi'ni, İÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nü bitirdi. 1965'te TRT'nin ilk prodüktör kadrosunda yer aldı; başta edebiyat-sanat olmak üzere çeşitli alanlarda radyo programları hazırladı. Reklam yazarlığı, televizyon yazarlığı, BRT Radyosu'nda müdür yardımcılığı yaptı. Şimdi dış yapımcı. İlk öyküsü 1979'da Türk Dili'nde yayımlanan Duruel, Geyikler Annem ve Almanya (1982) ile 1981 Akademi Kitabevi Öykü Ödülü'nü ve 1983 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, Yazılı Kaya'da yer alan (1992) "Burgaç" adlı öyküsüyle de 1990 Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü'nü aldı.)
Interview with Nursel Duruel
In the interview on Yazılı Kaya ve Geyikler Annem Almanya,her recently reprinted books, Nursel Duruel talks about the writing process of her short stories and says that literature provides both the readers and the writer the opportunity to live other lives; and to listen to dreams gives her the chance to experience the dreams of others...
M.Zaman Saçlıoğlu was born in 1955.He graduated from TED Ankara high school and the Higher School of Applied Arts. From 1977 to 1981 he taught as an assistant professor at Ege University After 1981 he taught as a lecturer at M.U.School of Fine Arts. In 1996 he became a professor. For short periods he taught in Belgium and Australia as a visiting professor. His first book of poems "Günden Önce" was published by Yazko publications (1985). His poems and short stories have been published in magazines such as Yazko, Türk Dili, Düşün, Broy, Varlık, Türk Dili Dergisi, Gösteri, Milliyet Sanat, Atika, Yaşasın Edebiyat, and Adam Öykü. With a dossier of seven stories, he shared with Vüs'at O Bener the 1993 Yunus Nadi Short Story Award for unpublished short stories. For Yaz Evi, a collection of short stories including the above mentioned, he was given the Sait Faik Short Story Award (1994). Beş Ada, his second book of short stories, was published in 1997. He won first prize in the Haldun Taner Short Story Award with his story Topaç (1998).
Nursel Duruel was born in 1941 in Şarki, Kızılağaç. She graduated from the Istanbul High School for Girls and from the Istanbul University School of Archeology. In 1965, she was a member of the first team of producers for TRT;producing mainly literature- art programs and various other programs for radio. She wrote for television and for commercials, and served as assistant director for BRT Radio. Duruel, whose first short story was published in the Türk Dili Magazine in 1979, received the 1981 Akademi Kitabevi Short Story Award and the 1983 Saait Faik Short Story Award for Geyikler Annem ve Almanya and she received the 1990 Yunus Nadi Award for Unpublished Stories for "Burgaç", a story which was published in Yazılı Kaya (1992).
NALAN BARBAROSOĞLU
Suyun İçinde, Su Olup Akarken "Kimim Ben?"
Öykücü, denemeci, editör. Eşik Cini adlı öykü dergisinin editörlüğünü de yapıyor.
Nursel Duruel'in -- Mart 1992'de yayımlanan -- Yazılı Kaya kitabındaki "Su" öyküsünün birey odağında incelendiği yazıda, kimlik sorunu ele alınıyor.
In water, flowing like water "Who am I?"
Short story writer, essayist, editor. Editor of Eşik Cini, a short story magazine.
The essay on "Su" (Water), a story in Yazılı Kaya by Nursel Duruel published in March 1992, discusses the problem of identity focusing on the individual.
MUSTAFA ŞERİF ONARAN
Boş Zamanlar ("Yeşilkaya Savcısı" İlhan Tarus)
Unutulmuş yazar İlhan Tarus'un Yeşilkaya Savcısı adlı eserinin içerdiği otobiyografik öğelere ve yazarlık mücadelesine değiniliyor.
Denemeci ve edebiyat tarihçisi, eleştirmen. 1927'de İzmir'de doğdu. Tıp fakültesini bitirdi. Cerrah olarak çalıştı. Edebiyatla da yakından ilgilendi. 1980 öncesi dönemde Türk Dil Kurumu'nda aktif görev aldı. Yayın ve Tanıtma Kolu Başkanlığı yaptı. Türk Dili Dergisi'nde sürekli yazıları yayınlandı. Edebiyatçılar Derneği Başkanlığı görevini üstlendi. İlk şiirleri 1940'lı yıllarda Fikirler, Varlık, Yücel ve Türk Dili Dergisi'nde yayınlandı.
Leisure Times: "Yeşilkaya Savcısı" İlhan Tarus
The writer touches upon the quest for being an author and the autobiographical elements in Yeşilkaya Savcısı by İlhan Tarus, a forgotten writer.
Onaran, a steady contributor to Varlık, is an essayist and literary critic, and literary historian. He graduated from Medical School and worked as a surgeon. He was greatly interested in literature. He actively worked for the Turkish Language Association during the period prior to 1980. He was the head of the publishing and publicity department. His articles were regularly published in the magazine Türk Dili Dergisi. He served as the president of the Turkish Literary Association. His first poems were published in the 1940s in magazines such as Fikirler, Varlık, Yücel and Türk Dili Dergisi.
FERİDUN ANDAÇ
Deneme Mektupları (Nobel'e Yolculuk)
Türkiye'den Nobel Edebiyat Ödülü Töreni'ni izlemek üzere İsviçre'ye giden ekip içerisinde olan Andaç, oradaki izlenimlerini Orhan Pamuk'un verdiği demeçleri, ödülün Türkiye'de ve dünyada nasıl karşılandığını değerlendiriyor.
Feridun Andaç, 27 Temmuz 1954'te Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte; yükseköğrenimini İstanbul'da, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yüksek lisans yaptı. Dünya Yayınları'ndaki yöneticilik görevine devam ediyor. Deneme yazıları ve öyküleri ila tanınıyor.
Essay Letters: A Journey to the Nobel Prize
Andaç, who was part of the Turkish team in Sweden covering the Nobel Prize Awards ceremony, evaluates his impressions, the statements Orhan Pamuk made, and the way the awards were heralded in Turkey and in the world.
Feridun Andaç was born in Erzurum, on July 27, 1954. He completed his primary and secondary education in that city and graduated from the School of Educational Studies at Marmara University, Istanbul. He completed his post-graduate studies at Istanbul University School of Literature. He continues to work as a managing editor for Dünya publishing. He is known for his essays and short stories.
ZEHRA İPŞİROĞLU
Almanya'da 'Kar' Neden Bu Kadar Sevildi?
Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü almasından bu yana edebi açıdan değil, siyasi açıdan ele alındığından dem vuran İpşiroğlu, ünlü romancının Kar adlı eserinin Almanya'da bu kadar heyecanla karşılanmasının nedenleri üzerinde düşünüyor ve Kar'da politik çatışmaların gündeme getirildiğini, bir polisiyeyi andıran gerilimli bir kurgu ile gerçeğin teatral bir biçimde iç içe geçirilerek sanal gerçeğin yaşamımızdaki öneminin vurgulandığını, din ve inanç gibi evrensel konuların işlendiğini, bir aşk öyküsü bağlamında dile gelen ve kar simgesiyle görselleştirilen romantizminin romanı zenginleştirdiğini anlatıyor.
Deneme yazarı. Eğitimci. Almanya'da Duisburg-Essen Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü'nde öğretim üyesi olan Zehra İpşiroğlu, 1975-91 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Almanca Bölümü'nde, doksanlı yıllarda aynı fakültede kendi kurduğu "Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü"nde çalışmalarını sürdürmüştür. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bünyesinde çalışmalar yapmıştır.
Why "Kar" is liked so much in Germany
İpşiroğlu, who claims that Orhan Pamuk, ever since he received the Nobel Prize,has been rated from a political perspective rather than a literary one, dwells upon the reasons why "Kar" has received such critical acclaim in Germany; and explains that in "Kar" political conflicts are on the agenda, a plot reminding that of a thriller and reality are intertwined stressing the importance of virtual reality in our lives, and universal themes like religion and faith are discussed. Moreover, she suggests romanticism that is visualized in the form of snow and that is expressed in the form of a love story enriches the novel.
Essayist and educationalist. Zehra İpşiroğlu who is a lecturer at the department of Turkish teaching in Duisburg-Essen University, Germany, worked at Istanbul University School of Literature Department of German Studies from 1975 to1991. In the 90s she taught at the department of Drama criticism and Dramaturgy she founded. She has also done research for Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği(a charity organization promoting modern living)
IAN McEWAN
İlham Aldım mı? Evet. Bir Başka Yazardan Kopya Çektim mi? Hayır
Kefaret adlı romanının yazılış aşamasında; "1935'te başlayan giriş bölümünü tamamladığımda, Dunkirk'in ardından 1940'tan kalma bir Londra hastanesinin yeniden inşası gelmek zorundaydı." diyen McEwan, bir yerde tıkandığını, "gerçeklere kesinkes bağlı kalmak için ağır bir zorunluluk" duyduğunu ve bu amaçla Lucilla Andrews'un tarihsel bir önem taşıyan Aşka Zaman Yok adlı romanından faydalandığını belirtiyor.
Have I been inspired? Yes. Have I plagiarized from another writer? No
"While writing Atonement, when I had completed the introduction beginning in 1935, Dunkirk had to be followed by a reconstruction of a 1940s London hospital. I was stuck" says McEwan. "I felt a strong responsibility to adhere to reality and that is why I got help from Lucilla Andrews' historically important novel "No Time for Romance".
Ian McEwan was born on 21 June 1948 in Aldershot, England. He studied at the University of Sussex, where he received a BA degree in English Literature in 1970. While completing his MA degree in English Literature at the University of East Anglia, he took a creative writing course taught by the novelists Malcolm Bradbury and Angus Wilson. McEwan's works have earned him worldwide critical acclaim. Among them are the Somerset Maugham Award in 1976 for his first collection of short stories First Love, Last Rites; Whitbread Novel Award (1987) and Prix Fémina Etranger (1993) for The Child in Time; and Germany's Shakespeare Prize in 1999. He has been shortlisted for the Booker Prize for Fiction three times, winning the award for Amsterdam in 1998. His novel Atonement received the WH Smith Literary Award (2002), National Book Critics' Circle Fiction Award (2003), Los Angeles Times Prize for Fiction (2003), and the Santiago Prize for the European Novel (2004). In 2006, he won the James Tait Black Memorial Prize for his novel Saturday
ROBERT MCCRUM
Dikkat: Okumak Üzere Olduğunuz Sözcükler Çalıntı Olabilir
Kopyalamak ile yeniden yorumlamak arasında fark olduğunu söyleyen McCrum, edebiyatın yedi ölümcül günahından intihali ele alırken özgünlüğün nasıl mümkün olabileceği üzerinde duruyor ve son romanı Kefaret ile intihal suçlamasına maruz kalan McEwan'ın eserini değerlendiriyor.
Warning: The words you are about to read may be plagiarized
McCrum states that there is a difference between copying and re-interpretation. While discussing plagiarism, one of the seven deadly sins, he focuses on how originality may be achieved and evaluates Atonement, McEwan's latest novel for which he has been accused of plagiarism. Robert McCrum is a literary editor of The Observer and former editor at Faber & Faber. He is a child of Michael William McCrum. He writes regular reviews and is also co-author of The Story of English (McCrum, Robert, William Cran, and Robert MacNeil. New York: Elisabeth Sifton, 1986) and P G. Wodehouse: A Life (McCrum, Robert, W. W. Norton & Company, 2004). In 1995 he suffered a massive stroke. The devastating experience and his recovery is chronicled in "My Year Off". He had only been married for two months and the book includes diary entries made by his new wife.
Kültür Gündemi: Edebiyatın Yedi Ölümcül Günahından Biri: İntihal
Kültür dünyamızda tartışılan ya da tartışılması gereken konular hakkında yazarlarımızın düşüncelerini okurlarımızla paylaşmayı amaçladığımız 'Kültür Gündemi' dosyamızın bu ayki konusu ise "Edebiyatın Yedi Ölümcül Günahından Biri: İntihal". Edebiyatta orjinallik fikri ve intihal üzerine yönelttiğimiz sorulara yanıt aranıyor.
Ian McEwan'ın Türkçede de yayımlanan Kefaret adlı romanı (Can Yayınları), Joe Wrigth'ın yönetmenliğinde başrolünde Keira Knightley'nin oynadığı bir filme çekiliyor bugünlerde. Bu durumun kitaba yönelik ilgiyi artırması umuluyordu ancak beklenmedik şekilde bir intihal tartışması merkeze oturdu. İddialar, McEwan'ın Lucilla Andrews'un İkinci Dünya Savaşı günlerini anlattığı No Time For Romance adlı anı kitabından kimi bölümleri olduğu gibi kitabına aldığı yönündeydi. Bu iddiaların ardından başlayan tartışmalar üzerine McEwan bir açıklama yaptı. Tabii bu durum, tarihte ve günümüzde bir edebiyat eserinde intihal ne demektir, romantiklerden önce ve sonra orijinallik fikri nasıl bir seyir izlemiştir gibi soruları gündeme getirdi. Bu sorular, ister istemez edebiyatta pastişten parodiye, esinlenmekten aşırmaya, yağmalamaktan atıfta bulunmaya kadar pek çok olguyla örtüşüyor. Zaman zaman ülkemizde de gündeme gelen bu konu, edebiyatın doğası ve edebiyatçının duruşu ile ilgili kimi tartışmalara neden olmuştu. "Kültür Gündemi" sayfalarında bir kez daha yazarlarımızın görüşlerine başvurmak istedik. İntihal edebiyatın yedi ölümcül günahından biri midir? Edebiyatta "orijinallik" sizce ne anlama gelir? Bir yazara yönelik intihal suçlamaları olduğunda ne düşünürsünüz, cevap vermesini bekler misiniz?
Cultural Agenda: One of the 7 Deadly Sins in literature; plagiarism
In this dossier, where we aim to share with our readers the opinions of our writers on current literary issues, this month's topic is "One of the seven deadly sins of literature: Plagiarism". We are trying to find answers to questions on the concept of originality in literature, and plagiarism.
Ian McEwan's Atonement, also published in Turkey, is being made into a film directed by Joe Wright and starring Sienna Miller. It was expected that this would increase the interest in the book, but unexpectedly it triggered a discussion on plagiarism. Claims were made that McEwan had directly taken some parts of No Time for Romance, a book of memoirs from a military hospital during the Second World War by Lucilla Andrews, and incorporated them into his own. McEwan made a statement. This situation puts questions like "what is/was plagiarism in literature today and in the past? What kind of path has the idea of originality taken before and after the romantics?" on the agenda. No doubt, in literature, these questions overlap with many facts from pastiche to parody, from inspiration to plagiarism, and from plundering to attribution. This subject, which from time to time has been on the agenda in our country as well, has caused debates on the nature of literature and the position of literary figures. We once again wanted to consult the views of our writers for "Cultural Agenda".
Is plagiarism one of the seven deadly sins in literature? In your opinion what does "originality" in literature mean?
What do you think when a writer is accused of plagiarism? Do you expect him to answer?
CELAL ÜSTER
Bence "intihal"în çok fazla tartışılacak bir yanı yok. "İntihal", adı üstünde aşırma, çalıntı demektir; intihal yapan kişi, yani "müntehil" de düpedüz hırsızdır.
In my view, "plagiarism" is not something that can be subject to debate. By definition, "plagiarizm" means stealing, theft; and the plagiarist is an outright thief.
DİLEK DOLTAŞ
Bence günümüzde intihal suçlaması, tekrarlandığında değişmediği öne sürülen bilimsel ve teknolojik konular için geçerli olabilir, o durumlarda şiddetle kınanmalıdır.
Today the accusation of plagiarism can only be valid for scientific and technical texts which, when replicated, do not undergo an alteration (as different from literay texts), and should be severely reprimanded in those cases.
İBRAHİM YILDIRIM
Konuya metinlerarası ilişkiler açısından bakıldığında, intihal, bir anlamda hoşgörü sınırları içine çekiliyor.
If you look at the subject from the angle of intertextual relations, plagiarism in some a sense remains within the limits of tolerance.
KAAN ARSLANOĞLU
Bir esere açık veya gizli gönderme yapabilirsiniz, onunla dalga geçebilir veya onun bazı bölümlerini az veya çok aleni biçimde yeni yorum için kullanabilirsiniz. Ne ki fark edilmeyeceğini zannederek bazı bilgi, cümle, anlatım bölümleri kendi yaratısıymış gibi aktarmak açıkça hırsızlıktır.
You may overtly or covertly refer to a literary work, make a parody of it, or use some parts of it more or less openly for a new interpretation. However, the quotation of certain information, sentences, and parts of a narration as if they were one's own creation is outright theft.
MEHMET EROĞLU
Hem Picasso'nun, hem de Shakespeare'in eserleri esinlendiklerinden daha ustacadır. Bir müzik parçasından bir tema alarak onun üzerinde çeşitlemeler yapmak da orjinallik sayılmıyor mu? İntihal için ölçü, alıntının, esinlenme boyutunda kalması olmalı. Aktarmaları savunmak mümkün değil. Müzikte bir kriter var sanırım, sekiz ölçü. Benzerlik bunu geçerse aşırma sayılıyor.
In music, there should be a criterium like eight measures, I think. If the similarity (between two works of music) exceeds this limit, it is considered plagiarism.
OSMAN AKINHAY
'Aşırmanın cinliği' daima 'sahip olmanın mağruriyeti'nden daha cazip gelmiştir her çağın hinlerine.
To the scoundrels of all ages, "the cunning of theft" has always been more appealing than the "pride of possession".
YILDIZ ECEVİT
İntihalle kardeş olan 'taklit' sözcüğünün, antikçağdan başlamak üzere birçok kuramın odağında yer alıyor olması sanatsal yaratının özgül koşullarıyla ilintilidir.
The fact that the word "copy", which is the sister of the word "plagiarism", has been in the center of many theories since Antiquity, has to do with the specific conditions of artistic creation.
ZEKİ COŞKUN
Haliyle edebiyat pratiğinin kendisi artık aşırı esinlenmeci, aşırmacı, intihalcidir. Bir metnin alınıp bir başka ürüne dönüştürülmesi, deyim yerindeyse eşyanın tabiatı gereğidir.
The practice of lietrature itself is now exceedingly inspired, prone to theft and plagiarist. Taking a text and transforming it into another work is all in accordance with the nature of things, if one may use this expression.
SELİM İLERİ
Öyküler, Ödüller...
Birçok edebiyat ödülünün jürisinde yer alan İleri, Dünya Kitap dergisinin ödülleri dışındaki seçiciliklerinden hangi gerekçeyle ayrıldığını anlatıyor. Bir ödülün jürisinde bulunan kimselerin yerine getirmekle yükümlü oldukları sorumluluklarının yanı sıra, meseleye nasıl bir ahlakla bakılması gerektiğini değerlendiriyor.
Atatürk Erkek Lisesi'ni bitiren (1968) Selim İleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenimini yarım bıraktı. "Dünya" gazetesinin sanat sayfasını (1979) ve "Argos" dergisini yönetti. Çok sayıda dergi ve gazetede eleştiri ve inceleme yazıları ile öyküleri yayımlandı. On dokuz yaşındayken yayımlanan "Cumartesi Yalnızlığı" adlı ilk öykü kitabında tutturduğu edebî düzeyle dikkatleri üzerine çekti.
Short Stories and Awards...
İleri, who has sat in many juries for literature awards, explains why he declines to take place in juries except the one for Dünya Kitap magazine awards. He contemplates upon the responsibilities of the members of a jury and the ethics involved.
Selim İleri graduated from the Istanbul High School for Boys (1968). He dropped out of the Istanbul University Law School. He headed the art page of "Dünya" newspaper (1979) and the magazine "Argos". His many essays, criticisms, and short stories appeared in numerous dailies and magazines. He first came to attention with the literary quality of "Cumartesi Yalnızlığı", his first collection of short stories which he published when he was nineteen.
ASLI UÇAR
"Zaniyeler"de Doğalcılık ve Ahlak
(Genç denemecilerimizden.)
Selahaddin Enis'in, ilk baskısı 1924 yılında yapılan unutulmuş romanı Zaniyeler'deki Zola ve doğalcılık akımının etkilerinin irdelendiği yazıda, tüm bu etkilenmelerine rağmen yine de bu romanın doğalcı romanlar arasında anılamayacağını ileri sürüyor Uçar.
Naturalism and ethics in" Zaniyeler"
(Essayist)
In the essay which discusses the effects of Zola and naturalism on "Zaniyeler", Selahaddin Enis' long forgotten novel first published in 1924, Uçar claims that despite all the effects, this book cannot be classified as a naturalist novel.
YÜCEL KAYIRAN
Felsefi Şiirin Tarihsel Düzlemi
Felsefi şiirin poetikası ve tarihsel düzleminin belirlenmeye çalışıldığı yazıda, bir problemin ortaya çıkış noktasının felsefi şiirin de başlangıç noktası olduğu dile getiriliyor.
(Yucel Kayıran'ın ilk şiiri 1984'te Yaba Öykü dergisinde çıktı. Bunu Oluşum, Yarın, Morköpük ve Sanat Rehberi dergileri izledi. Ancak 1987'de Doğu'ya gitti. Altı yıl Kilis, Afşin, Arapgir ve Malatya'da yaşadı. 1990'lı yıllarla birlikte eleştiri ve poetika yazılarıyla dikkati çekti. Şiir ve düzyazılarını Sombahar, Ludingirra, Hürriyet Gösteri, Defter, Varlık, Adam Sanat, Virgül, Cumhuriyet Kitap, Güldiken, Kitap-lık, Milliyet Sanat ve Yasakmeyve gibi dergilerde yayımladı.)
The historical level of philosophical poetry
In the article which tries to determine the poetics of philosophical poetry and its historical level, it is stated that the point at which a problem arises is also the starting point of philosophical poetry.
Kayıran's first poem was published in 1984 in the magazine Yaba Öykü followed by magazines such as Oluşum, Yarın, Morköpük, Sanat Rehberi. In 1987 he moved to Eastern Arantolia and for six years he lived in Kilis, Afşin, Arapgir, and Malatya. In the 1990s he attracted attention with his critical and poetic essays. His poetry and prose have been published in magazines like Sonbahar, Ludingirra, Hürriyet Gösteri, Defter, Varlık, Adam Sanat, Virgül, Cumhuriyet Kitap, Güldiken, Kitap-lık, Milliyet Sanat, Yasakmeyve.
ERDOĞAN ALKAN
Üç Telli'nin Ustası Âşık Nesimî Çimen
"Halk ozanı şairdir, daha çok kendi şiirlerini çalar söyler. Âşık bir tür ulaktır, ozanların dizelerini aktarır, duyurur." diyen Alkan; Nesimî'den kalan az sayıda şiiri ve onun çalgıcılığını değerlendiriyor.
The master of "Üç Telli" (Three- stringed instrument): Aşık Nesimi Çimen
"A bard is a poet. He mainly plays and sings his own lyrics. A bard is a kind of messenger, he voices the words of poets" says Alkan, who discusses the scarce number of poems by Nesimi and his musicianship.
He graduated from the School of Political Sciences (1960). He worked as a government employee; for Turkish Radio and Television (TRT ) Ankara Television as a producer and director. He worked for Haber, the supplement of the daily Günaydın, as a writer on political and economic matters. He taught as a lecturer at Istanbul University. He won the TRT Award for Accomplshment in Scientific Research (1970), the Yazko Grand Prize for Translation (1982), and the TRT Scenario Award for Serialized Film (1989)
MEHMET RİFAT
Eleştiri Tarihinden
Deneme yazarı, çevirmen. Göstergebilim, toplumbilim ve dilbilim konularında yayımladığı yazılarıyla ve hazırladığı derlemeler ile tanınıyor.
Bu sayıda Mehmet Rifat; imagoloji ya da imgebilim başlığı altında toplanan çalışmalar hakkında tanıtıcı bir yazı kaleme alan Necdet Kuran-Burçoğlu'na yer veriyor. Kuran-Burçoğlu, küreselleşen dünyada insanların birbirlerini tanımalarının öneminin arttığını, bunun ise ancak insanların birbirleri hakkında oluşturdukları imgelerin doğası hakkında bilgi sahibi olunarak sağlanabileceğini vurguluyor.
From the history of Criticism]
Essayist and translator. Has published articles on semiology, sociology and linguistics as well as anthologies.
In this issue Mehmet Rifat talks about Nedret Kuran-Burçoğlu who has written an introductory article on studies in imagology. Kuran claims that in a global world it has become increasingly important for people to know each other and this can only be possible by having information about the nature of the images they have formed about each other.
HALÛK SUNAT
Yaratıcı Bir Yazar: Manuel Puig
"Boşluğa Açılan Kapı", "Birey Sorunsalı Psikanaliz ve Eleştirel Bir Bakışla Marksizm" adlı kitaplarıyla tanınan psikiyatrist yazar.
1979 yılında, Camilo Cela ve Juan Rulfo'nun da olduğu Kolombiya-Medelin'de yapılan İspanyol-Amerikan Yazarlar Kongresi sırasında Manuel Puig ile yapılan bir söyleşinin bazı bölümlerini alıntılayan Sunat; Puig'in sözlerini yaratıcı yazarlık, yazarın ereği gibi eksenler bağlamında yorumluyor.
A creative writer: Manuel Puig
The psychiatrist/writer known for "The Door to Emptiness", "Psychoanalysis as the problematic of the inaividual and a critical approach to Marxism"
Sunat, who quotes extracts from an interview held in 1979 during the Spanish-American Conference of Writers in which Camilio Cela and Juan Rulfo also took part, interprets Puig's words from the perspective of the author's purpose and creative authorship.
MUSTAFA ZİYALAN
Ne Ağlayan Olacak, Ne de Dinleyen
1959 doğumlu, Amerika'da yaşayan Türk şair.
Sinemadan, müzik videolarından, çizgi filmlerden ve belgesellerden aldığı örnekler üzerinden yaptığı eleştiri ile Ziyalan; okuru pornografi, savaş, politika konularında düşündürüyor.
No one to cry, no one to listen
Born in 1959. A Turkish poet who lives in the US
With criticism he bases on examples taken from the cinema, music videos, cartoons, and documentaries, Ziyalan makes the reader think about such issues as pornography, war, and politics.
ENVER ERCAN
Yeni İmzalar
Sizlerden gelen ürünleri katı bir tutumla değerlendirmediğime emin olabilirsiniz. Amacım, gelişme gösterebileceğine inandığım arkadaşlara destek olmaya çalışmak. Yanılamaz mıyım? Tabii ki. Bana ürünlerinizi gönderdiğinize göre, bu olasılığı da hesaba katıyorsunuzdur zaten. Ayrıca şiir ve öykülerinizi yayımlamamam her şeyin sonu değil; başka dergiler de var!
New Names
You can be sure that I don't assess the works that come from you harshly. My aim is to be able to encourage those friends whom I believe can improve. Can I not err? Sure I can. Since you send me your work, you must be taking that into consideration. My not publishing your poems or short stories is not the end of the world. There are other magazines as well.
(Enver Ercan, editor in chief of Varlık, evaluates the stories and poems of aspiring, young writers and poets who have not yet had any literary success and whose works haven't been published.)
KRİMONOLOG DR. KEMAL ŞAHİNGÖZL
Edebiyat Komiseri
Yazarların imza günlerinde yaşananların ironik bir şekilde ele alındığı bir yazı.
Literary detective-Humor column
The Literary Detective signs off as the standing humor columnist of Varlık
ŞİİR
Poetry
ROBERT FROST Şiirler
FERGUN ÖZELLİ Ben Bilmem, Rüzgâr Bilir
NECMİ ZEKÂ Mesela
CEM UZUNGÜNEŞ Refleks
ONUR CAYMAZ Akşamın, Çocuklar...
YAVUZ TÜRK Düşük
ÖYKÜ
Short story
ERENDİZ ATASÜ Kapıcı Zebercet'in Önlenemeyen Yükselişi
HANDE ÖĞÜT Dantelacı Kız
YENİ İMZALAR
New Names -- selection from among works sent in by new writers and poets
ŞİİR
Poetry
AHMET UZUNÇINAR Apotropaic
AYBEK GÖREY Akşam Nobransa
MESUT OCAK Sensizben
ÖYKÜ
Short story
YEŞİM S. ÖZ İsimsiz Kokular
AHMET TERZİOĞLU İnce Belli Çay Bardağı
Ocak 2007 -- Kitap Eki
Book review supplement
Gökdelen ATİLLA BİRKİYE
Köpek ve Şairi SADIK YALSIZUÇANLAR
Kemal Özer ile Söyleşi KADİR İNCESU
Adlandırılmayan Yoktur ERKAN TUNCAY
Beni Almaya Gelme Anne SENNUR SEZER
Mahire Abla COŞKUN ONGUN
Zehirli Rüya ŞEREF BİLSEL
Şair Sözü NURDURAN DUMAN
Barış Müstecaplıoğlu ile Söyleşi GÜLCE BAŞER
Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi HÜSEYİN ATABAŞ
Elvan Çubukçu ile Söyleşi MELİKE AYDIN
Kartal Yuvası HÜLYA SOYŞEKERCİ
Tozlu Raf DENİZ DURUKAN
Şiir Taşı MUSTAFA KÖZ
Yeryüzü Kitaplığı GÜLCE BAŞER
Yeni Yayınlar Reyhan Koçyiğit [New Publications]






