Latest Articles


01.09.2010
Sally Feldman

Great pretender

Feminist icon, anti-Catholic fabrication – or just a woman battling in a man's world? The German film "Die Päpstin" has already been written off by the Italian Bishops' Conference as a hoax. Sally Feldman explores reasons for the power and tenacity of the myth of Pope Joan. [ more ]

01.09.2010
Eurozine Review

The many, messy histories

31.08.2010
Susie Linfield

Aid wars

27.08.2010
Geir Gulliksen

Look at my dress


New Issues


27.08.2010

Arena | 4/2010

Platsen som inte finns [The place that is not]

Eurozine Review


01.09.2010
Eurozine Review

The many, messy histories

"New Humanist" sees no humanitarian solutions to political crises; "Fronesis" asks who the People are; "Osteuropa" examines the gaffe-prone politics of European identity; "Dilema veche" says leaving Romania is the most effective form of protest; "L'Homme" revisits 19th-century arguments for the abolition of prostitution; "Arena" questions the impact of the Swedish Sex Purchase Act; "Le Monde diplomatique" (Oslo) avoids another story of western selflessnes; and "Studija" welcomes a timely exhibition of Soviet-era painting.

18.08.2010
Eurozine Review

Performative biographism

04.08.2010
Eurozine Review

The grandmother of mass communication

07.07.2010
Eurozine Review

The better secularism

23.06.2010
Eurozine Review

The art of motorcycle tolerance



http://mitpress.mit.edu/0262025248
http://www.blaetter.de/kasino-kapitalismus.php
http://www.eurozine.com/about/who-we-are/contact.html
http://www.n-ost.de/cms/
http://www.wespennest.at/
http://www.eurozine.com/articles/2009-12-02-newsitem-en.html

My Eurozine


If you want to be kept up to date, you can subscribe to Eurozine's rss-newsfeed or our Newsletter.

Articles

Çeviriyi Çevirmek


Türkiye, "Çeviri Çalışmaları" bünyesinde çok özgün ve özel bir deneyim ortaya koyar. Bu ülkede modernleşmenin kendisi, Batılılaşma isteğinden ayrı düşünülemediinden ötürü, bir çeviri sürecidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, devletin yeniden yapılandırılması ertelenemeyecek bir zorunluluk olarak ortaya çıktığından, Batı kurumlarının nakli önkoşul olarak görüldü. Bu nakil "doğal" bir müdahale olarak başlamakla birlikte, sadece teknolojiyi değil, altındaki dünya görüşünü de kapsadığı için model kısa sürede keskin bir dönüşle ideolojik bir hal aldı. Materyalizm kavramı bu hareketin sonuçlarından biri oldu ve 1876-1908 döneminde Türkiye'nin en harikulade ve üzerinde en çok spekülasyon yapılan kurumu oluşturuldu: Telif ve Tercüme Dairesi.

Politics of translation


Our understanding of the field of translation studies has in recent years taken on many more meanings and now encompasses spheres beyond the usual textual dimension: Translation today is as much about the translation of cultural, political, and historical contexts and concepts as it is about language.

Introduction
Politics of translation
António Sousa Ribeiro
The reason of borders or a border reason?
Hasan Bülent Kahraman
Translating the translation
Tomislav Longinovic
Balkan in translation
Rada Ivekovic
Transborder translating
Mischa Gabowitsch
Translation as tragedy and farce
Erica Johnson Debeljak
Gained in translation
Telif ve Tercüme Dairesi'nin Türk aydınlarının ve Türk modernitesinin kaynağı ve teleolojik arzusu olduğuna inanılır. Dahası, Türk modernizasyon modeli her zaman pozitivizmin mutlak etkisinde olageldi ve kendisini öncü aydınların toplumun geri kalanı üzerindeki denetimi olarak ortaya koydu. Bu da çeviri sürecine doğal bir destek olarak algılanmalıdır. Açıkça, bu model ve sürecin esas dönüm noktası Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı oldu. Cumhuriyet, kurulur kurulmaz yüzünü aydınlara döndü ve sadece Batılılaşmanın temel hedef olduğuna değil, bu hedefe ulaşılmasının eğitim sürecine dayandığına da inandı. Bu gelişmenin temel adımlarından biri olarak, 1930'larda, bir yanıyla o dönem Avrupa'sının ırkçı düşünce sistemlerinin etkisiyle olsa da, kültür alanında iki önemli gelişme yaşandı. Bunların birincisi, Ankara ve İstanbul Üniversitelerinde Klasik Araştırmalar ve Hititoloji ve Sümeroloji gibi kürsülerin -büyük ölçüde Nazi rejiminden kaçan Musevi-Alman akademisyenlerin yardımıyla- kurulmasıydı. İkinci gelişmeyse, Batı uygarlığının temelleri sayılan Roma ve Yunan uygarlıklarına gösterilen ilgi dolayısıyla başkent Ankara'da Latin ve Yunan dillerinin eğitimine yoğunlaşan bir lisenin kurulması oldu.

1940'larda bu yaklaşım bir adım ileri götürüldü. Yine Ankara'da devrin önde gelen entelektüellerinin Batı klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi göreviyle istihdam edildiği Tercüme Bürosu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir birimi olarak kuruldu.[1] Bu, Türkiye Cumhuriyeti kültür tarihinde bugüne dek aşılamamış eşsiz bir misyondu. Amaç, kesinlikle bir "yeni vatandaş" tipi yaratmaktı. Girişimin geçmişi 19. yüzyıla kadar uzandığı halde, Cumhuriyetin misyonu bu anlamda çok daha radikaldir. Burada hatırlanması gereken bir özel koşul; projenin, her şeyin otoriter tek parti rejimi tarafından yaratıldığı ortamda, öncü seçkinlerin güçlü iradelerince biçimlendirilip formüle edildiği gerçeğine hayati bağlılığıdır. Türkiye'nin görece demokratik çok parti rejimi fırsatını yaratan yeni bir siyasi aşamaya geçmesiyle bu "misyoner" yaklaşıma verilen önem azalmaya başladı. Politik iradenin ekseni merkezden kenar (periferik) güçlere doğru kaydı ve kitleleri memnun etmek için geliştirilen popülist yaklaşımlar, verilen ödünler "çeviri misyonu" diye adlandırdığımız olguyu gözden kaçırdı.

Bugünkü noktada böylesi bir projenin pratik ve ideolojik işleyişini tartışmamız oldukça güç. Bunun, böyle bir projeyi destekleyecek Avrupa-merkezli yaklaşımın artık desteklenip teklif edilmesinin olanaksızlığı başta olmak üzere birçok nedeni var. Bir başka neden, birçok analiz ve hararetli tartışmanın ardından, "Batı Düzeni" kavramının dikkatle ele alınması gerektiği noktasına ulaşılmasıdır. Bu iki kısıtlamanın "Karşılaştırmalı Edebiyat" kavramı üzerinde de, onu daha çok-kültürlü, daha çoğulcu bir metodoloji ve epistemolojinin tercih edildiği yeni bir pozisyona iten etkileri bulunmaktadır. Çok-kültürlülüğün bu yeni dönemi, sadece alt düzeydeki kesimler, azınlıklar ve feminizm vb.'yle ilgili yeni araştırma ve çalışma alanları ortaya çıkarmakla kalmaz, hümanizm kavramına yeni bir içerik ve biçim de verir. Uzun süredir hafife alınan hümanizm, bir hayat bulma sürecinden geçmektedir. Emily Apter'in son makalelerinden birinde gözlemlediği şekilde, karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarının yeni aşamasına katkıları bulunan Edward Said gibi önemli bir isim, sonuç değerlendirmesinde hümanizme meydan okumayan ve önemini göz ardı etmeyen bir tavır almıştır. Öte yandan alt düzeyli kesimler, zulme uğrayanlar ve bastırılanlara ilişkin olası bütün yaklaşımların zemininde daha geniş bir hümanizm anlayışı bulunagelmiştir. Tek koşul, hümanizmin bu açıdan yeni bir öz kazanmasıdır. Bu, artık antik Yunan ve Roma'nın büyüklüğü inancı zeminindeki 19. yüzyılın romantik hümanizm versiyonu değildir. Said'in deyişiyle, daha laik ve dünyevidir.

20. yüzyıl yeni bir hümanizm anlayışı yaratma yönünde güçlü bir istekle sona erdi. Belli bir açıdan eşitlik ve bilimsellik zemininde yeni bir dünya yaratma niyetleri için yargılanamayacak olsalar da, trajik bir şekilde çöken otoriter rejimler, günün gerçekliğinden çok geleceği vurguladığı için bir başka açıdan insanlığa mutluluk getiremedi. Kuşaklar, sonrakileri geliştirmek için feda edildi. Dahası, türdeşlik (homojenlik) kaygısı, toplumların çoğulculuk ve çeşitlilikten gelen zenginliğe ulaşımını engelledi.

Geliştirilen yeni öneriler, çeşitliliği (heterojenlik) ve çoğulculuğu teşvik etmektedir. Teknolojik gelişim, bu amaçlara ulaşmada önemli bir destek sağladı. 20. yüzyılın sonlarında geliştirilen yeni kavramlar, öncelikle coğrafyanın tarihe meydan okuması diye özetlenebilecek çok özel bir durumun sonucu oldu. Bu açıdan, 20. yüzyılın sonları parçalanma, geçiş ve sınırların aşılması gibi olgulara tanık oldu. Bu kavramların tamamı bu dönemde önem atfedilen bellek, kimlik, beden, cinsiyet ve cinsellik kavramlarıyla karşılıklı ilişkilidir. Bu noktada, bu yeni palazlanan kavramların yeni çeviri anlayışının ayrılmaz bir parçası olup olmadığı tartışılabilir. Bu anlayışla çeviri, dar anlamda bir dilden bir başka dile tercüme, ya da bir metnin bir başka metne çevrilmesi değil; sonuçta insan anlayışı, hoşgörü, özgecilik gibi kavramların aktarımıdır. Başka bir deyişle, çevirinin içerdiği kavramlar, bu kez daha karmaşık ve hatta daha esaslı olarak yeniden su yüzüne çıkmıştır. Çeviri, daima hümanizme ait bir koşul olagelmiştir ve şimdi bütün gerekli entelektüel unsurlarla birlikte insanoğlu tercüme edilmektedir.

Hayatının bir kısmını İstanbul'da geçiren ve İstanbul Üniversitesi'nde Roma Uygarlığı Araştırmalar Merkezi'ni kuran Leo Spitzer, her şeyin ötesinde bir hümanistti. Spitzer'in bu önemli özelliği sürekli sergilediği bir paradoksta açıkça belirmektedir: Spitzer bir yandan edebiyatın "karşılaştırıcı" gücü olduğunu ileri sürerken, bir yandan da dillerin birbirine çevrilemeyeceğini savunuyordu. Bu görüş, kesinlikle, Spitzer'in soyut dil kavramına saygı ve sevgisinin bir sonucuydu. Spitzer'in duyarlılığına itiraz edilmemesi gerekir. Ve şimdi, mevcut insanlık sorunlarına tek çarenin geniş anlamıyla çeviri diyebileceğimiz şey olduğunu tartışma zamanıdır.

 

  • [1] İlginç bir not olarak, Varlık edebiyat dergisinin kurucusu Yaşar Nabi Nayır, İstanbul'da Fransızca eğitim veren bir lisede okumuş, ve bu büroda istihdam edilen genç entelektüellerden biriydi.


Published 2004-01-14


Original in Turkish
Contributed by Varlik
© Varlik
© Eurozine
 

Focal points     click for more

The bonfire of the universities

http://www.eurozine.com/comp/focalpoints/bologna.html
University strikes coincide with the ten-year anniversary of the Bologna process: on the debate enflaming (not only) Europe. [more]

Climate of change?

Green turnaround or business as usual in the global hothouse? Debating the politics of climate change. [more]

Post-secular Europe

From the cartoon crisis and minaret ban to the multiculturalism debate: on the politics of post-secular Europe. [more]

Editor's choice     click for more

Faisal Devji
Loving the enemy: Al-Qaeda's vision of the West

http://www.eurozine.com/articles/2010-08-09-devji-en.html
Al-Qaeda's use of liberal categories is central to its rhetoric on war and justice, writes Faisal Devji. [more]

Pascal Fouché
Will the book enter the digital age?

The author of an encyclopaedia of the book discusses how the dematerialization of the printed word affects the balance of power in publishing. [more]

Tomas Venclova
Vilnius: The city as object of nostalgia

Lithuania's capital is close to the heart of many different nationalities who have at one time or another called it "home". [more]

Debate series     click for more

Europe talks to Europe

http://www.eurozine.com/comp/europetalkstoeurope.html
From Autumn 2009 to Spring 2011, Eurozine organizes a series of debates in various central and eastern European cities. [more]

Literature     click for more

Katharina Raabe
As the fog lifted

http://www.eurozine.com/articles/2009-10-08-raabe-en.html
In the twenty years since the fall of communism, literature has been lifting the fog settled over eastern central Europe. [more]

Literary perspectives
The re-transnationalization of literary criticism

Eurozine's series of essays aims to provide an overview of diverse literary landscapes in Europe. Covered so far: Croatia, Sweden, Austria, Estonia, Ukraine, Northern Ireland, Slovenia, the Netherlands and Hungary. [more]

Behind the headlines     click for more

Zoltan Tabori
Guns, fire and ditches

http://www.eurozine.com/articles/2009-12-15-tabori-en.html
On crime and anti-Roma racism in a small community facing increased competition for employment and education. [more]

Conferences     click for more

Eurozine emerged from an informal network dating back to 1983. Since that time, a variety of European cultural magazines have met once a year in European cities to exchange ideas and experiences. In the meantime, approximately 100 periodicals from almost every European country have become involved in these meetings.
European histories
The 22nd European Meeting of Cultural Journals
Vilnius, 8-11 May 2009

http://www.eurozine.com/comp/focalpoints/vilnius_european_histories.html
The 22nd European Meeting of Cultural Journals took place in Vilnius, Lithuania, 8 to 11 May 2009. Under the heading "European Histories", the Eurozine conference explored the role of history and memory in forming new identities in a Europe in change. [more]

Multimedia     click for more

http://www.eurozine.com/comp/multimedia.html
Multimedia section including videos of past Eurozine conferences in Vilnius (2009) and Sibiu (2007). [more]


powered by publick.net